TAŞ YERİNDE AĞIRDIR RAMİZ AĞABEY..

 “RAMİZ Ongun, 17 Mart 1947 tarihinde Adana’nın Kozan İlçesi’ne bağlı Kale Köyü’nde doğdu. Tarım ve ticaretle uğraşan bir ailenin, yedi çocuğundan en küçüğüdür. Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İktisat Bölümü’nü ve Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ni bitirdi. Alparslan Türkeş ile 1964 yılında tanıştı ve CKMP’ye girdi.
Ramiz Ongun, Türkiye’nin öğrenci eylemiyle ilk tanıştığı 1969-1971 yılları arasında Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. 1974-1975 yıllarında MHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı ve MHP Genel İdare Kurulu Üyeliği, 1975-1978 yılları arasında MHP Gençlik Teşkilatları ve Yan Kuruluşlardan Sorumlu Genel Başkan Müşavirliği, 1978-1980 yılları arasında MHP Genel Merkez Eğitimciler Birimi’nin oluşturulmasından sorumlu olarak, MHP Genel Merkezi nezdinde Koordinasyon Başkanlığı yaptı. Ayrıca 12 Eylül 1980 öncesinde Gün Sazak’ın Gümrük ve Tekel Bakanlığı döneminde oluşturduğu Gümrük Kontrolörleri Kurulu Başkanlığı’nı vekâleten yürüttü.
12 Eylül darbesinden 13 ay sonra Alparslan Türkeş’in emriyle yurt dışına gitti ve 1989’da yurda döndü. 12 Eylül 1980 ihtilalini müteakip MHP ve Yan Kuruluşlar hakkında açılan davadan yargılandı ve beraat etti.
Hakk’a yürüyüşünden bir ay önce, 1 Mart 1997’de, Rahmetli Türkeş tarafından, tekrar partide aktif göreve davet edildi ve MHP kadrolarını yeniden canlandırmak üzere oluşturulan ekipte vazife aldı. Başbuğ Türkeş’in vefatından sonra, 3 defa MHP genel Başkanlığı’na aday oldu. İlkinde Tuğrul Türkeş’e karşı Devlet Bahçeli’yi destekleyerek çekildi. Devlet Bahçeli karşısında diğer 2 adaylığında, üyeliklerin sil baştan yenilenmesine, delegelerin Bahçeli yönetimi tarafından yazılmasına rağmen, hatırı sayılır oylar aldı ama seçilemedi.”
İnşallah iftiradır Ramiz Ağabey
İŞTE hayat hikâyeniz Ramiz Ağabey... Ülküdaşınız sıfatımla, size hitaben şu satırları yazmanın dayanılmaz ağırlığını bütün ruhumla hissettiğimi tahmin edersiniz. Keşke o söylentileri, “Türkiyeli Teslimiyet’in Bay-Başı’nın ajandası” kaynaklı haberleri, rivayetleri okumasaydım da yazmasaydım. Hani “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” derler ya... İnşaallah bağrımıza kor düşüren o dumanın yangını sizde değildir ve yarın, hemen yarın bana bir cevap yazar; “Bunu bana nasıl yakıştırıyorsun Servet kardeşim” diye sitem edersiniz. Ben de o sitem mektubunuzu derhal yayınlarım.
Elin ağzı torba değil ki büzesiniz Ramiz Ağabey, diyorlar işte!.. Gûya “Türkiyeli Teslimiyet’in Bay- Başı”, ajandasına birkaç CHP küskünü ile birlikte sizin adınızı da vitrin malzemesi olarak yazmış. Gûya bazı aracılar vasıtasıyla veya direkt görüş alış verişinde de bulunmuşsunuz ve sizi, ülkücü ağabeyimiz Ramiz Ongun’u, “işporta tezgâhının mostralığı misali” Adana veya Osmaniye 1’inci sıradan milletvekili adayı yapacakmış. Gûya yakın bir zamanda yakanıza “3 hilâlimiz” yerine düğmesi doğrudan “Vahşî Batı”nın kontrolünde olan o malûm ampulü takacakmışsınız!.. Üstelik bu durumu bazı ülküdaşlarımıza izah etmek üzere onlarla bizzat veya telefon aracılığıyla istişareler yapıp; “Ne yapayım, MHP’de bana bütün kapıları kapattılar. Böyle bir teklif karşısında siz olsanız ne yapardınız?” diye yakınıyormuşsunuz... İnşallah yazılanlar, söylenenler külliyen yalandır, bütün bunlar size atılmış bir iftiradır. İnşallah size böyle bir teklif yapma cesareti dahi bulamamışlardır. Haydi yaptılar ve “siz olsaydınız ne yapardınız” sorusunu vicdanınıza, aklınıza, iz’anınıza ve güvendiğiniz ülküdaşlarımıza sorma demindesiniz diyelim... Yahut böyle bir teklifle geldikleri anda; “Benim Ülkücülüğümden şüpheniz mi var ki böyle bir teklifle karşıma dikildiniz” diye paylamışsınızdır gelen o heyeti...
Testiyi kırmayın Ramiz Ağabey
RAMİZ Ağabey, üzerimizde ülküdaşlık, ağabeylik hakkınız vardır. Sizi örnek almış ve sadece ülkücü oldukları için kızıl kurşunlara hedef olmuş şehitlerimiz, sıra dağlar gibi yatıyor kara toprak altında... Onların ardından göz ve gönül yaşı döken milyonlar, halen bu dâvânın çilesini seve seve çekiyor. Evet doğrudur, “Ülkücü geçinenler”in ve “Ülkücülerden geçinenler”in hâlâ zemin bulması, hepimizin ortak sancısıdır.
Ülkücülüğü, cennetmekân Başbuğumuz Alparslan Türkeş’ten ve diğer dâvâ büyüklerimizden öğrenen, sizin gibi ağabeyleri misal alarak yetişen bir kuşağın mensubuyuz biz. Maalesef geçmişte bu gibi tekliflere muhatap olmuş ve yaldızlı davetiyeleri “Ülkücülüğümden şüpheniz mi var” tepkisiyle derhal reddetmiş bir kardeşinizim. Böyle bir teklife muhatap oldunuz ve bu defa “ben hariç” bazı ülküdaşlarla istişare ihtiyacı duydunuz ise kendinize göre gerekçeleriniz bulunabilir. Ancak, bu yazılıp çizilenler eğer doğru ise, geçmişten bugüne yaşadığımız kardeşlik ve ülküdaşlık hatırına, işte “testi kırılmadan” fikrimi bu köşeden, Büyük Türk Milleti önünde Allah (cc) rızası için söylüyorum...
Bu ülkeye milletvekili olarak da hizmet etme kariyerine sahip olduğunuz halde, genel başkanlığına 3 defa aday olduğunuz MHP’den, bu defa adaylık teklifi almamış olabilirsiniz. Bu sizin eksiğiniz, ayıbınız değildir. Siz 1999’da seçilecek sıraya konulduğunuz halde, bunu bir onur meselesi sayarak, adaylıktan dolayısıyla milletvekilliğinden feragat etmiş bir ağabeyimizsiniz. Şimdi ille de milletvekili olmak uğruna, “Türkiyeli Teslimiyet”e payanda olmanın, o çok tenkîd ettiğimiz-ettiğiniz “Ecevit’e ve tek parti kafasına koltuk değneği olmaktan” ne farkı var Ramiz Ağabey? Muhatap olduğunuz yanlışlar, hatta bazı çirkin muameleler, kapıların duvar olması, asla böyle bir “mostralığın” gerekçesi olamaz, olmamalıdır. Berlin Duvarı’nın bile yıkılışının canlı şahitlerinden değil misiniz siz?
Ülkücü İrâde’nin gönüllerinde geçmiş hizmetleriyle taht kurmuş ve belki delegeden değil ama hareketin neferlerinden ahdine karşılık vefa görmüş bir şahsiyetsiniz siz. Bu “gönüller tahtı”nı, “teslimiyet odasında bir vekil sandalyesi”ne değişirseniz, inanın bu hareket kaybetmez, siz gönüllerimizi yıkmak suretiyle kaybedersiniz.
Artık deliliklerimizi, hatalarımızı o mangal gibi sıcak, okyanus gibi engin yüreğiyle affedecek, “kayıp süvarileri” aratıp, buldurup “baba ocağına” davet etme yüceliği gösterecek Başbuğumuz da yok Ramiz Ağabey... Haydi yorgun ama azimli gönüllerimizin size yakıştırdığı erdemi gösterin, aldınızsa reddedin bu teklifi!..
Taş yerinde ağırdır Ramiz Ağabey!.. Baş da kendi gövdesine yakışır!.. Türk Milleti’ne ülkücü kimliğinizle, varlığınızla hizmet etmeye devam edin!.. Aksi takdirde, lûtfen “ülküdaşlık defterinizden” önce benim adımı silin Ramiz Ağabey!..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki ::

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!